Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mayıs 2010

Çocuklar Gülsün Diye Ekibi Nedir ve Neler Yapıyor? 🙂

Biz, Çocuklar Gülsün Diye kampanyasının gönüllülerinden oluşan genç, dinamik ve gülümseyen bir ekibiz. Tıpkı kampanyamız gibi… Hepimiz ayrı ayrı yaşamlardan, aynı hayalleri gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Tek hedefimiz, ihtiyacı olan çocuklarımıza okul öncesi eğitim fırsatı yaratabilmek. Çünkü biz okul öncesi eğitimini tamamlayan çocuklarımızın küçük yaşlarında özgüven kazandıklarını, hayal güçlerinin geliştiğini ve hayata daha kolay adapte olduklarını biliyoruz. Gelecekte aldıkları okul öncesi eğitimle daha başarılı, daha pozitif, daha yaratıcı bireylerin yetişebileleceğini hayal ediyoruz. Ve bakın hayallerimizi gerçekleştirebilmek için neler yapıyoruz:

Çocuklar Gülsün Diye ekibi olarak, her sabah heyecanla ofise geldiğimizde son gelişmeleri paylaşıp, yapılacaklar ile ilgili iş bölümü yapıyoruz. Destekçilerimizden ve anaokulu öğretmenlerimizden gelen e-postaları büyük bir özenle cevaplıyoruz. Gönüllülerimizden gelen mutluluk kolilerini teker teker açıyor, malzemeleri dikkatlice sayıyor ve ayni yardım makbuzlarını kesip gönüllülerimizin adreslerine postalıyoruz. Ama işimiz bu kadarıyla bitmiyor; Türkiye’nin dört bir yanından anaokulu öğretmenlerimizin bize ulaştırdığı talepleri karşılamak üzere, malzemelerimizi tekrar kolilere yerleştiriyor ve ihtiyacı olan çocuklarımıza ulaştırmak üzere Aras Kargo’nun güleryüzlü çalışanlarına teslim ediyoruz. 🙂 Bunu yaparken de çocuklarımızın yaş ortalamalarını dikkate alarak, gelişimlerine uygun materyaller göndermeye özen gösteriyoruz.

Şu sıralar bir yandan da Mardin Duruca’ daki anaokulu inşaatımızı web sitemizdeki canlı yayından takip ediyoruz. Kampanyamız dahilinde yapılan ikinci anaokulumuz tamamlandı bile. Tamamlanan her aşama için kahramanlarımızla gurur duyuyoruz. Onların yürekli destekleri bizim çalışma azmimiz oluyor. Mardin Duruca’daki anaokulumuzun resmi açılışı 7 Haziran’da yapılacak! Heyecanımız dorukta 🙂 Açılışımız için hazırlıklarımızı hızla tamamlıyoruz.

İşler yalnızca ofisimizden yürümüyor, ekipten herkes mutlaka her akşam çalışmaya devam ediyor. E-postaların cevaplanması, blogumuzun organizasyonu, kahramanlarımız listesinin güncellenmesi ve kampanyamızı daha ileriye taşıyabilmek için yaptığımız araştırmalar ofis dışındayken de yaptığımız işlerden yalnızca bir kaçı…

Biz her gün iyi yürekli insanları bir araya getirerek, ortak çabalarımızla hayallerimizi geçekleştirmek için uğraşıyoruz. Her akşam ofisimizden ayrılırken aklımızda hayallerimiz, yüzümüzde gülümsememiz ve dilimizde hep aynı şarkı var; Bütün bunlar niye? Çocuklar Gülsün Diye…

Çocuklar Gülsün Diye Ekibi

Read Full Post »

Çocukları Anlamak

Bugün cevap aramanın değil soru sormanın günüdür.
İlk soru: Türkiye’nin gündemine çocuklar ne zaman girer? Öldürürler-gündem, taş atarlar-gündem, tecavüz ederler-gündem, tecavüz edilirler-gündem. Gündeme yaptıkları şey ile girmekten çok daha önemli bir konu, çocuklar söz konusu olduğunda özellikle, gündeme girdikten sonra onlar için ne yapıldığı veya yapılacağıdır. Aslında daha önemlisi gündeme girmeden önce onlar için yapılanlar veya yapılmayanları sorgulamaktır.

Çocuklar Türkiye’nin gündemine girmeyi başarsalar da, Türkiye’nin önceliği olamamışlardır. Eğitim, sağlık ve adalet gibi hizmetlerin kalitesizliği ve bu alanlardaki devlet politikalarının yetersizliği hep çocukları vurur. Dolaylı veya dolaysız en çok onlar zarar görürler. Örneğin, hala erken çocukluk dönemi eğitiminin yaygınlaşma oranlarında ülkemiz birçok ülkenin gerisindedir. Bu gerçeklik, erken çocukluk döneminin önemini vurgulayan ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünün bu kültürün bir ürünü olması gerçeği ile örtüşmüyor. Erken yaşlarda aile ve çocuklara sağlanan içerikli ve kaliteli eğitimin, geleceğin yetişkinleri olarak gördüğümüz çocukların ve onların ailelerinin yaşam kalitesini arttırmakta önemli bir rol oynamaktadır. Birlikte yaşama kültürü, kendine ve başkalarına saygı gösterme, sorumluluk alma, olumlu kararlar verme, evrensel değerler sistemi oluşturma, sebatkar ve dirençli olma, yaptığı işe kendini verme gibi kişiliği oluşturan ve yaşamı kendisi ve çevresindekiler için kolaylaştıran birçok beceri, bu kısa zaman diliminde, 0-8 yaş arası erken çocukluk döneminde kazanılmakta ve gelişmektedir.

Bir başka örnek,… Aslında tüm anne-babalara verilmesi öngörülen ama risk grubu olarak tanımlanan (düşük sosyo-ekonomik seviyeden gelen ebeveynler ve çocukları, azınlık grupları, sağlıkla ilgili risk grupları gibi) ebeveynlere öncelikle götürülmesi gereken hizmetlerden biri olan doğum öncesi ve sonrasındaki ilk altı yılı kapsayan anne-baba eğitiminin Türkiye’de verilmemesi çocukları doğrudan ve olumsuz yönde etkileyen bir ülke politikasızlığıdır. Hala hamilelik süresi boyunca doktor veya hemşire yüzü görmeyen o kadar çok kadın var ki. Ve bunun yansıması olarak doğum sırasında ve sonrasında görünen komplikasyonlar sonucu ölen anne ve çocuk sayısı o kadar çok ki. Hala 5 yaş altı çocuk ölümleri listelerinde ilk sıralardalardayız ki,…

Erken çocukluk dönemi eğitim hizmetleri ve bunun içinde yer alması şart olan anne-baba eğitimi deyince lüksemi kaçıyorum diyorum ama, olması gerekeni istemek lüks müdür? Olması gereken yapılmazsa başımıza gelecekleri görmek ayrıcalık mıdır? Yoksa politikacıların sıradan ama olmazsa olmaz görev ve sorumlulukları arasında mıdır?

Gelişmiş ülkelerdeki bebek ruh sağlığı (bize biraz yabancı bir konu, daha fiziksel sağlığı garantileyememişken,… ama bizim için lüks bir konu değil kesinlikle) ile ilgili, doğum öncesi ve sonraki ilk iki yıl anne ve babalarla yapılan erken müdahale programlarının toplandığı, örneklendirildiği bir kitap okudum geçenlerde. Kitapta eş terapisinden tutun, bebek masajını ebeveynlere öğretmeye, babaların bebek bakımına katkısını arttırmaktan tutun, bebeklerle oynanabilecek oyunlara kadar çeşitli konulara odaklanan anne-babalar için hazırlanmış programlar vardı. En ilgi çekici nokta benim için şuydu: Kitabın yazarları aynı sesten şunu söylüyordu. ‘Aslında ne yaptığımız önemli değil, amacımız onlara birilerine güven duyulabileceği hissini verebilmek ve birilerinin onları ve çocuklarını önemsediklerini görmelerini sağlamak. Ve sonrası onların da kendi çocuklarıyla aynı güven ilişkisini kurmalarına yol açmak.’

İşte burası önemli. Bir ülkenin vatandaşı, devleti ile gurur duyduğu kadar onun tarafından önemsenmek ister. Çocuklar nasıl ebeveynleri tarafından önemsenmek isterlerse öyle. Hastaneye gittiğinde horlanmak, oradan oraya sürüklenmek,…okula gittiğinde örselenmek, hakaret görmek,…polis ile yüzyüze geldiğinde insanlık gururuna sövülmesi,…Devlet hizmetlerinin ulaşılabilir, yeterli ve kaliteli olmasını ve bu hizmetleri veren devlet adına çalışanların da sana insan gibi davranmalarını istersin. Sana öyle bir davranmalılar ki hem kendi insanlığın ile gurur duymalı hem de ülken ve devletin ile övünmelisin. Hem kendin için hem de ülken için iyi birşeyler yapma azmi ve hevesi ile çalışmalısın. Daha çok ve daha çok ki, senden sonra gelenleri de kendi evlatların gibi benimseyip bu ülkenin evlatlarını yetiştirebilmelisin.

Tüm bunların olabilmesi için bizim kendimize birkaç soru sormamız gerekiyor. Verilecek cevaplar tabiki önemli. Ama sorulara kafa yormamız lazım milletçe. İlk önce sorulması gereken soru ise ‘Çocuk bizim için nedir?’ sorusudur herhalde. Çocuk kimdir değil, nedir? Neden nedir sorusu? Kimdir deyince çocuk et-kemik karşımızda bir birey olur. İyinin hesabı da kötünün hesabı da ondan sorulur o zaman. Oysa ki çocuk bizim (ebeveyn veya toplum) ürünümüzdür. Ayna gibidir. Onu kendimizde, kendimizi onda görürüz. İnsanlık nasıl ırk, din, kadınlık-erkeklik, fakirlik-zenginlik kavramlarını oluşturmuşsa, çocukluk ve dolayısıyla çocuk kavramını da oluşturmuştur. İşte bu yüzden çocuk nedir sorusunu, yarattığımız bu kavramı sorgulamak adına sormalıyız. Çocuk bir kavramdır artık bu soruyla. Ve bu soru hem birey olarak anne-babaların hem de toplum ve onu yönetenlerin cevaplandırması gereken bir sorudur.

Bugün cevap arama günü değil, soru sorma günüdür.
Çocuk nedir?, Biz çocuğun ne olmasını isteriz?, Çocuk ne yapabilir?, Çocuk ne yapmalıdır?, Çocuğun istekleri nelerdir?, Çocuğun ihtiyaçları nelerdir?, Çocuk için ne isteriz?, Çocuktan ne isteriz?, Çocuk için ne yapılır?, Çocuk için ne yapılmalıdır?, Nasıl yapılmalıdır?

Çocukları nasıl anlarız? Çocuk yerine ‘biz’i koyalım sorulara. Onları öyle anlarız. Birey olarak görünmek, sevilmek, saygı duyulmak, önemsenmek,…insanla ve insanlık gururuyla özdeşleşen duygular hissedebilmek,…Biz buyuzdur. Biz bu olmak isteriz. Biz bunu yaşayabilmek için elimizden ne gelirse onu yapmalıyız. Bizim için bunu yapmalıyız. Çocuklar ve bizler bunu isteriz.

Bu yazıyı okuyan politikacılarımız, ‘herşeyi de devletten beklemeyin, bak ne güzel, ne olduğunu, ne istediğini yazmışşın’ diyemezler, dememeliler. Ben bunları ‘birilerinden’ istiyorum ve bu yaşantıyı bana sunacak hizmetleri ‘birilerinden’ bekliyorum çünkü. Bu hizmeti veremeyince başımıza neler gelir, önceden gören buna uygun hizmet politikaları üreten devlet insanları görmek istiyorum.
Baktık olmuyor, kendi başımızın çaresine bakarız! Bizler ve ülkemizin güler yüzlü ve aydınlık çocukları için…

Yard.Doç.Dr. Mine Göl-Güven
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi

Read Full Post »

Türkmax-Sosyal Alem

Read Full Post »

Minik Kalplerim Gülsün Diye çıktığım yolda sesime ses veren sevgili GÜLBEN ERGEN ve yol arkadaşlarına,İletişimde desteğini esirgemeyen Sevgili BETÜL DEMİREL e,Siz Çocuklar Gülsün Diye kampanyasının kahramanlarına SONSUZ TEŞEKKÜRLER!Sevgilerimizi-gülücüklerimizi yolluyoruz çocuklarımla size:)

Mutluyuz; artık kırık-dökük olmayan çoook güzel oyuncaklarımız var.
Mutluyuz; başka diyarlara yol almak için yeni masal kitaplarımız var,Mutluyuz; küçücük dünyamızı renklendirecek yeni boyalarımız-hamurlarımız vee balonlarımız var.
Mutluyuz; etkinliklerimizi zenginleştirecek malzemelerimiz var;
Mutluyuz;bizi yalnız bırakmayan kocaman yürekleriniz var..
Yürüdüğünüz yolda önünüze hiçbir engelin çıkmaması dileğiyle

TÜLAY DENİZ Üçtaş Anasınıfı B şubesi Öğretmeni

Read Full Post »

Ali Eyüboğlu

Gülben Ergen, ‘Çocuklar Gülsün Diye’ projesinin ikinci anaokulunu Trabzon’un Deregözü Köyü’nde yaptıracak. Çocukken ilkokulunu sıkça ziyaret ettiğim bu köy adına çok mutluyum

40 yıl düşünsem böyle bir şeyin olacağı aklıma gelmezdi. Gülben Ergen, ‘Çocuklar Gülsün Diye’ adını verdiği kampanyasının hazırlık döneminde benden bir şey rica etti. Çünkü Ergen’in kampanya çerçevesinde sınıf yaptıracağı illerden biri doğup büyüdüğüm şehirdi.
Ergen, Trabzon’un en fakir köyünü araştırmamı istedi. Trabzon’dan kime sorduysam herkes kendi köyünü söyledi. Kampanyadan gerçekten Trabzon’un en fakir köyünün çocuklarının yararlanmasını istediğimiz için araştırmam epey sürdü. Sonunda resmi makamlardan aldığım iki köyün ismini Gülben’e bildirdim.
Ancak ilk günden itibaren aklımda sadece bir köyün adı vardı.
Çünkü tanıdığım onca köy arasından fakiri en çok olan orasıydı.
“Ali Eyüboğlu komşu köye torpil geçti” demesinler diye o köyün ismini telaffuz bile etmedim.
Dün Ergen’den gelen mesajda, “Trabzon’daki adresimiz belli oldu. Vakfıkebir ilçesine bağlı Deregözü Köyü” yazmasın mı?
Kendime piyango çıkmış gibi sevindim.
Çünkü Deregözü, sadece doğduğum Ballı Köyü ile karşı karşıya değildi, şimdi emekli olan Rıfat Abim, orada da öğretmenlik yaptığı için bu köyün okuluna çok gitmişliğim vardı.
Gülben Ergen’in hedefi Mardin’deki okulunu haziranda açtıktan sonra Trabzon’a gidip, Deregözü’ndeki okulun temelini atmak.
Gülben’in ve Deregözü Köyü’nün bu mutlu gününde mutlaka orada olacağım.

Read Full Post »

Read Full Post »

Cengiz SEMERCİOĞLU

Gülben’in reklamını yapıyorum

Gülben Ergen, Çocuklar Gülsün Diye adıyla bir kampanya organize ederek aslında kendi reklamını yapıyormuş, çocuklardan çok kendini düşünüyormuş…

Böyle mızırdanmalar geliyor kulağıma.
Gülben katliam yaşanan Mardin’in Bilge Köyü’ne gittiğinde de benzer şeyler söylenmişti.
Orada çektirdiği fotoğraflarla aslında kendi reklamını yaptığı konuşuldu.
Varsayalım öyle olsun…
Bir dakikalığına Gülben’in üç çocuk annesi bir kadın olduğunu unutup; yüreğinde gram çocuk sevgisi olmadığını, kendi reklamı için her türlü numarayı çevirecek bir hırs küpü olduğunu düşünelim…
Ne kötülük var bunda.
Ben sonuca bakarım, çektirdiği fotoğraflarla Bilge Köyü’ndeki çocukların dramına dikkat çekti mi Gülben?
Çekti…
Feride Edige ve Elvan Oktar’la yola çıkarak Çocuklar Gülsün Diye adıyla bir kampanyayı hayatımıza soktu mu?
Soktu…
Bunun için toplantılar yapıyor, yetkililerle konuşuyor, televizyonlara çıkıp kampanyayı tanıtıyor, zaman harcıyor mu?
Harcıyor…
Bunun karşılığında bir parça da Gülben’in reklamı olmuş kime ne?..
Angelina Jolie Vietnam’a, Pakistan’a, Irak’a, Afrika’ya gidip depremden savaşa ve yetim çocukların sorunlarına kadar pek çok soruna dikkat çekiyor da, Gülben bu ülkenin sorunlarına dikkat çekince mi ‘reklam’ oluyor…
Çocuklar gülsün diyerek 1 milyon lira toplarsa eğer, Trabzon, Erzurum, Mardin, Tokat, Sinop ve Hatay’da 0-6 yaş arası çocuklar için 6 adet ana sınıfı yapılacak.
Servis araçları alınacak…
Gülben reklamını yapıyormuş.
O çocuklar okula gidecekse, servise binebilecekse umurumda değil, helali hoş olsun…
Ben Gülben’in de, taşın altına elini koyan her sanatçının da reklamını yaparım arkadaş.
Reklamını yapmakla kalmam 1234’e gülücük 🙂 mesajı atıp, destek de olurum…

Read Full Post »

Older Posts »