Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Haziran 2010

Duruca’da çocuklar gülüyor

MÜJGÂN HALİS

Sözcülüğünü Gülben Ergen’in yaptığı ‘Çocuklar Gülsün Diye’ kampanyası ikinci anaokulunu Mardin’in Suriye sınırındaki köyü Duruca’da açtı

Çocuklar gülsün diye çıktılar yola. Mardin’in Bilge Köyü’nde yaşanan katliam sonrası Gülben Ergen’in Bilge Köyü’ne ve civardaki köylere yaptığı ziyaretle tanıştılar ülkenin ‘öteki’ çocuklarıyla. Annelikleriyle baktılar o çocukların gözlerine, annelikleriyle okşadılar ellerinin altına uzanan sıfır tıraşlı kafalarını, annelikleriyle dinlediler hırıltılı öksürüklerini, annelikleriyle tarttılar her biri yaşından daha küçük gösteren bedenlerini. Üç kadındı bunları düşünen; biri sanatçı, ikisi işkadını, üç kadın: Gülben Ergen, Feride Edige ve Elvan Oktar. Tek bir amaçları vardı: Çocukları güldürmek. Kampanyalarının adını da sırf bu yüzden ‘Çocuklar Gülsün Diye’ koydular. Bu üç kadının amacı 0-6 yaş arası çocuklara hak ettikleri mutluluğu vermekti. Köylerde, ilçelerde, ihtiyacı olan her yerde ana sınıfları yapmaya işte bu amaçla karar verdiler. Türkiye’nin kuş uçmaz kervan geçmez yerlerini, sınır boylarını seçtiler ana sınıfları kurmak için: Tokat, Mardin, Erzurum, Trabzon, Sinop ve Hatay, tespit ettikleri ilk altı kent. Ve 30 Mart’ta Milli Eğitim Bakanlığı’yla protokolü imzalayıp işe koyuldular. Aradan bir ay geçmeden 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Bozçalı beldesinde 60 anaokulu öğrencisinin yüzlerindeki gülümseme olmayı başardılar açtıkları anasınıfıyla. İkinci durak her şeyin başladığı yer, Mardin’di. Mardinli çocuklara söz verdiğini anlatıyor Gülben Ergen ve verdiği sözü tutmanın gururunu yaşayarak geziyor, ikinci ana sınıfının açıldığı Nusaybin’in Duruca beldesinde. Bir grup gazeteci Gülben Ergen’le Duruca Köyü’ndeki ana sınıfı açılışı için Mardin’deyiz. Erdoba Konakları’nda kahvaltıyla başlayan Mardin’in o sıcak gününde, üç arkadaş heyecanla anlatıyorlar kampanyalarını. Mali olarak çok açık ve denetlenebilir bir kampanya yürütüyorlar, her bir ana sınıfını 150 bin TL’ye mal etmişler. Bu arada neler öğrenmişler neler. Mesela ‘derz’ sözcüğü bunlardan biri. Bir inşaat tabiri olan ve kaplamalar arasında iki modül arasındaki boşluk anlamına gelen derzin, ‘derz dolgusu’yla nasıl kapatılacağını artık üçü de biliyor. Saymakla bitmiyor yaptıkları: İnşaat firmalarıyla yaptıkları görüşmeler, üniversitelerde kampanyaya öğrencileri dahil etmek için yaptıkları paneller, SMS kampanyasına katılımı sağlamak için katıldıkları televizyon programları ve her bir ana sınıfına servis sağlamak için otomotiv firmalarıyla yaptıkları görüşmeler. Duruca Köyü’ne doğru yol alırken, hazırlıkları denetlemek için bizden birkaç saat önce köye doğru yola çıkan Gülben Ergen’in bizzat eşlik ettiği tuvalet aynaları, klozet kapakları, klima montajları ise herkese sadece ‘Helal olsun’ dedirtecek türden.

TEŞEKKÜRLER ANNE YÜREĞİNDEN
Suriye’yle arasında sadece tel örgüler ve mayınlı bölge olan Duruca ise bir başka heyecanla karşılıyor Ergen’i, arkadaşlarını ve biz gazetecileri. Unutulduklarını sananların, hatırlandıklarını gördüklerinde yaşadıkları sevinç var her birinin, özellikle de kucaklarında çocuklarıyla 40 derece sıcağa rağmen okul bahçesini dolduran annelerin yüzünde. Behiye Fidan (45) bir babaanne, Türkçe konuşamıyor ve Kürtçe yanıtlıyor sorularımızı. Ona göre bundan daha hayırlı bir iş olamaz, çocukları büyümüş olsa da torunlarını anaokuluna göndermeyi çok istediğini söylüyor: “Gülben Ergen’e anne yüreğimle teşekkür ediyorum, hayırlarla gelsin.” Teybimizi bir başka anneye, Anube Er’e uzatıyoruz: “Dört çocuğum var, ama artık büyüdüler, keşke onlar küçükken bu anaokulu açılmış olsaydı, hiç düşünmeden gönderirdim. En azından terbiye öğrenirlerdi. Biz annelerin böyle bir desteğe çok ihtiyaçları var.” Kucağında altı aylık bebeği Sümeyye var Menifa İlhan’ın. Sekiz çocuğu var, kucağındaki en küçüğü: “Gülben Ergen’e o kadar büyük bir teşekkür borçluyuz ki, yaşı uygun olan bütün çocuklarımı göndermek istiyorum,” diyor. Okulda ise en güzel giysilerini giymiş çocuklar, heyecanla bekliyorlar kurdelenin kesilmesini. Vali, MEB yetkilileri, ilçenin önde gelen yöneticileri, Mardin milletvekilleri, herkes orada. Ama en çok heyecanlı olanlar okula kabul edilmiş minikler. Renkli çantalarını ellerinden hiç bırakmadan oturuyorlar sıralarında, hayatlarında ilk kez gördükleri oyuncakları, kalemleri gözleriyle okşuyorlar, inanamıyorlar her şeyin onlara ait olduğuna. Diş macunu ve diş fırçasını evine götürmek istiyor biri; sabah-akşam dişlerini fırçalamayı istemiyor “Kullanırsam biter ama,” diyor. Okulun bahçesindeki kaydıraklar sadece onların değil, artık ergin olan ağabey ve ablalarının da mutluluk sebebi. Duruca’dan ayrılırken son kez baktık çocuk yüzlerine, gülümsüyorlardı…

Gülben Ergen: Elimde makbuzla bağış topluyorum
“Mardin çok günahsız, çok saf, kendime çok yakın hissettiğim, kendimi çok iyi hissettiğim bir yer. Bilge Köyü’nü ve civarındaki köyleri ziyaret ettikten sonra oradaki çocukların tok gözlülüğünü, ne kadar sevgi dolu, gururlu ve asil olduklarını gördüm. Büyük şehirlerdeki anaokullarında ya da anne-babaların evlerinde çocuklarına vermek istedikleri terbiyedir bu. ‘Bu özellik, bu topraklardaki çocukların kanlarına işlemiş, hepsinde bir asalet var. Çünkü ne ayakkabısından gocunuyor, ne yokluğundan gocunuyor; o kadar mutlu ki kendi dünyasında. ‘Çocuklar Gülsün Diye’ Anaokulları için Mardin beni tetikledi, ama Türkiye’nin geneline yayılan bir harita çizdik. Çocuğun dili, dini, rengi, ırkı olmaz, çocuk çocuktur, çocuk melektir. Biz 0-6 yaş çocuklarını hedef alan bir kampanya oluştururken Sinop’taki çocuk da aynıydı, Tokat’taki çocuk da, Mardin’deki de. Çocuk sevgi ve güven ister ve bu isteklerin memleketi olmaz. Bu bölgedeki yıpranmamışlık, kirlenmemişlik, yozlaşmamışlık, arınmışlık, farkında olmamak ve bilmemek çok güzel. Çocuk da öyle bir şey işte, dünyayı görüp de o imkânlara sahip olamamaları çok acıklı. O imkânların başladığı en güzel yer de anaokulları. Okul öncesi eğitimin liseden de, üniversiteden de daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü 0-6 yaş çocuğun fiziksel ve ruhsal bütün gelişiminin başladığı dönem. Anaokulları konusunda bu kadar hassas olmamda, çocuklarımın çok büyük payı var. Para veren herkese üşenmeden makbuz kesiyorum, makbuzum hep çantamda. Çünkü bu çocuklar için herkesin sahip olduğu imkânlardan biraz da olsa vermesi gerektiğine inanıyorum. İlk bağışları kuaförüme gittiğimde oradaki müşterilerden toplamıştım, herkes çok şaşırmıştı. Bir de arkadaş toplantılarında para topluyorum. Vermeyenler olduğu zaman çok içerliyorum, yüzüm hemen düşüyor. Gençliği de biraz sallamak istedim, o yüzden sekiz tane üniversiteye gidip panel düzenledim. Bahçeşehir Üniversitesi öğrencileri komple okulumuzun içini yaptı. http://www.cocuklargulsundiye.org sitesinde her şeyi yazdık. İsteyen siteye girip, her türlü katkıyı yapabilir. İkizler henüz küçük ama büyük oğlum Atlas da kampanyayı çok iyi biliyor. Atlas’ı mutlaka Trabzon’a ya da Erzurum’a götüreceğim. Çünkü Türkiye İstanbul’dan ibaret değil, İstanbul da Nişantaşı’ndan ibaret değil. Bizim ülkemiz büyük bir mozaik, buralar da Türkiye’nin gerçeği.”

Reklamlar

Read Full Post »

Bilal ÖZCAN

Gülben ve Seda!
Gülben Ergen bu ‘Anaokulu kampanyası’ işinin üstesinden gelmeyi başardı…

Helal olsun…

Ne yaptı Gülben Ergen?

Milli Eğitim Bakanı’yla görüştü, Anadolu’da çocuklarını okul öncesi eğitime gönderemeyen aileler için, hayırseverlerin katkılarıyla anaokulları yaptırmak istediğini söyledi.

Projenin adını da ‘Çocuklar Gülsün Diye’ koydu…

Bu ülkede iş yapmak isteyenin karşısına pek çok bürokratik engel çıkar.

Bu işte de öyle oldu ama devlet işe sahip çıktığı için engeller tek tek aşıldı…

Sonuçta, kampanya çerçevesinde Türkiye’nin 6 yerinde anaokulu yapılması kararlaştırıldı.

Trabzon, Mardin, Hatay, Erzurum, Tokat ve Sinop illerinin ulaşması güç yöreleri seçildi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, mart ayında sanatçı ile medyanın karşısına geçip projeyi anlattı, “Hayırlı olsun” dedi…

XXXXX

Kampanyanın ilk anaokulu çocuklar için çok önemli olan bir günde, 23 Nisan’da Tokat’ın Reşadiye İlçesi’ne bağlı Bozçalı Beldesi’nde açıldı…

İkincisi de Mardin’in Nusaybin İlçesine bağlı Duruca Köyü’nde hizmete sunuldu.

Gülben Ergen, üçüncü anaokulunu ise Trabzon’un Vakfıkebir İlçesi Deregözü Köyü’nde açmak üzere var gücüyle çalışıyor.

Çalışıyor derken, gidip okul inşaatında kürek sallamıyor tabii…

İşadamlarıyla, sanatçılarla görüşüyor, onların projeye katkıda bulunmasını sağlıyor, televizyon programlarına katılıp bağış topluyor, üniversiteleri gezip öğrencilerden projeye destek istiyor.

Kiminden okulun servis arabasını alıyor, kiminden çimento, kiminden tefrişat malzemesi, kiminden de para…

Ama hiçbir yerden eli boş dönmüyor…

Üstlendiği bu misyon, üç çocuk annesi sanatçı kimliğiyle de çok güzel örtüşüyor.

XXXXXX

Gülben Ergen’i seversiniz ya da sevmezsiniz ancak yaptığı bu hayır işine herkesin şapka çıkartması lazım.

Bu ülkede, yardım toplamak, insanlardan elinde makbuzla bağış istemek, hayır işi yapmak hiç de kolay değil…

Önceki gün Seda Sayan’ın televizyon programına katıldı, kampanya hakkında bilgi verdi.

Seda Sayan zaten hayırseverliğiyle nam salmış bir insan…

20 yıldır, sessiz sedasız kimlere ne yardımlar yaptığını iyi biliyorum…

Seda, canlı yayında, Gülben Ergen’in bu anlamlı kampanyasına da 10 bin lira katkıda bulunacağını açıkladı…

İkisine de helal olsun.

Read Full Post »

Ünlü sanatçı Gülben Ergen “Çocuklar Gülsün Diye” adıyla yürüttüğü sosyal sorumluluk projesine büyük destek veren Çevre Koleji öğrencileriyle bir araya geldi.Konferans salonunda gerçekleştirilen özel gece de öğrenciler sanatçıya kampanya için topladıklar 14.250 TL tutarındaki bağışı teslim etti.Törende Gülben Ergen’e proje nedeniyle bir plaket verildi.

Read Full Post »

Ayşe AYDIN

En büyük hayalim; 15 yıl sonra oğlumun göğsüne “Çocuklar Gülsün Diye” rozeti takıp, okul açması…

Gülben Ergen’in, 44 kişinin katledildiği Bilge Köyü’nün öksüz çocuklarını hediyelerle ziyaret edişinin üzerinden tam 7 ay geçti. “Buraya tekrar geleceğim” demişti ayrılırken… Sözünü tuttu. Arkadaşları Feride Edige ve Elvan Oktar’la başlattıkları “Çocuklar Gülsün Diye…” kampanyası için topladıkları bağışlarla önce Tokat’ın Bozcalı, sonra Mardin’in Duruca köyünde iki anaokulu açtı. Sırada Trabzon, Sinop, Hatay, Erzurum var.

Duruca Köyü’ndeki okulun açılışında ben de vardım. O çocukların ve annelerinin sevincini kelimelerle ifade etmem mümkün değil. Bu yüzden bu hafta fotoğraflar konuşsun diyorum. Fotoroman tadında size geçirdiğimiz şahane günü anlatmak istiyorum.

* Bilge Köyü’nde sana “Bu iş burada kalmayacak”
dedirten ne oldu?

Çocukların alçak gönüllülüğü, tok gözlülüğü… Ayağı 35 olan bir çocuk, “Benim ayağım 37. Teşekkür ederim” diyerek ayakkabıyı geri verdi. Büyük büyük giymeye çalışmadı veya 10 kardeşinden birine götürmedi. “Bir tane daha silgi cebime atayım” demedi hiçbiri… Fazla verildiğinde “Ben aldım, teşekkür ederim” diye iade eden oldu. “Bu kitaplar fazla biz paylaşırız” diyen bile çıktı. Götürdüğüm şeylerin hepsi geçiciydi ama o kadar minnettar oldular ki… Bu minnetin karşılığı kalıcı bir şeyler olmalıydı. Büyük şehirlerde biz bunları çocuklarımıza terbiyeyle vermeye çalışıyoruz ama o yöre halkının çocuklarının ruhunda müthiş bir asalet vardı. Bu beni çok etkiledi.

* Bilge Köyü’ne yaptığın yardımdan sonra “Reklam yapıyor” diyenler oldu.

Şimdi ne diyecekler? Mardin’e ikinci kez geldim. Sırada Trabzon, Hatay, Erzurum, Sinop var. İnsanların hayatında yer edinmek çok güzel bir duygu. Fırsat eşitsizliği yaşayan insanlara bu hakkı tanımak bana kendimi çok iyi hissettiriyor. Bunun başka bir izahı yok. Ama o lafları söyleyenlere kızgın değilim. Sağolsunlar, çalışma şevkimi artırdılar.

* Eşin Mustafa Erdoğan sana destek oldu mu?

Mustafa mani olmaya çalışmadı. Ama “İyi düşündün mü, gerektiği kadar vakit ayırabilecek misin, doğru yerlere ulaşabilecek misin?” gibi sorularla bu işin ciddiyeti konusunda beni uyardı. Türkan Saylan’a hayranım, minettarım. Tırnağının ucu bile olamayız ama… Mustafa şu uyarıyı yaptı. “Türkan Saylan, bu işlerde hep adıyla vardı. Sen bir süre görüntünle olmak zorundasın. Ama başarını ispat ettikten, güven kazandıktan sonra geri planda kalmalısın.”

* Yani senin resmin olmadan da kampanya destek görsün.

Evet. Şu anda sahip olduğum şöhret vakit olarak da, nakit olarak da çok işe yarıyor. Ama bir süre sonra kendi ayakları üzerinde durması en büyük amacım.

* Bu işle kaç kişilik bir ekip uğraşıyor?

Ben ofisimi bu işe ayırdım. Feride ve Elvan’ın ekibinde de bu işle bizzat ilgilenen kişiler var. Toplam 10-15 kişi bu okulların hayata geçmesi için çalışıyor.

* Hayatın nasıl değişti peki?

Sorma. Ben nereden bilirdim makbuz kesmeyi, servisin ÖTV’sini, inşaat malzemesini… Duvara bir şey çakıyorlar. Tak tak vurup alçıpan mı, beton mu kontrol ederken buluyorum kendimi… Evimle bu kadar uğraşmadım. Mutluluğu her şeye değer.

* Anne olmadan önce aklına bu tür şeyler gelir miydi?

Gelirdi. “Haydi Kızlar Okula”, “Sağlıklı Hamilelik”, “Kadına Karşı Şiddet” kampanyalarında aktif rol aldım. Atlas’ın doğumunda “Çiçek yerine ormana fidan” diye bir dilekte bulundum. Atlas’ın 6500 fidanlık iki ormanı oldu.

* Aileden de böyle gördün herhalde…

Hem öyle, hem yapımda var bu. Bunun şöhretle, yaşımla, konumumla ilgisi yok. Ama Ares ve Güney’in 2.5 ay erken doğması galiba bu projede beni tetikleyen unsur oldu.

* Anlatsana biraz o günleri…

Biri 1200, diğeri 1300 gramdı. Kuvözde değil, yoğun bakımda kaldılar. Onları bana bağışladığı için Allah’a çok şükrediyorum ve 0-6 yaş çocuklarına hizmet vererek sanırım bir nevi teşekkür ediyorum. Bu projede öyle bir maneviyat da hissediyorum. Yoksa bu kadar güçlü ve bu kadar istekli çalışıyor olmam normal değil.

* Şimdi iyiler değil mi?

Bak “Çok şükür” diyeceğim yine… Aradaki farkı kapattılar. Önümüzdeki ay 1 yaşına basıyorlar. Atlas 3.5 oldu.

ARTIK MAKBUZ TAŞIYORUM

* Peki kampanya için bu kadar çalışırken, çocuklarına ayırdığın zamandan çalmıyor musun?

Hayır. Biri kucağımdayken telefon açıp, Mardin’deki sınıfın eksiklerini listeleyebiliyorum. Gecenin yarısı Ares’i uyutup, sonra Güney’in mamasını verip dadıya teslim ettikten sonra internet sitesini güncellemekten veya twitter’a girip “SMS atın” demekten, makbuzu çantamda taşımaktan hiç gocunmuyorum.

* Sen tam zamanlı annelik yapıyorsun değil mi?

Evet, zaten bir sanatçının en çok vaktini alan şey dizidir. Dizi çekmiyorum. Konsere gidip, gelmem toplam üç saattir. Konser şehir dışındaysa ertesi sabah dönerim. Dolayısıyla ben evden çalışan, işlerini takip eden bir anneyim. Dadı bana yardım eden kişidir.

* Galiba karakter olarak da bir şeyi kafaya taktın mı, ucunu bırakmayan bir kişisin. Aileden birine çekmiş misin?

Babam… O çok güçlü, becerikli, pratik zekalı ve çözüm üreten bir adamdır. Bugün okul açılana kadar klima çalışmıyordu, fişlerde arıza vardı, aynalar takılmamıştı ve matkap yoktu. 45 dakikada hepsi halloldu. İnsanlara avucunun içiyle dokunarak, “Hadi, bu bizim işimiz” dediğiniz zaman oluyor. O mesaj kalplerine dokunuyor. Ben tatlı dili beceremem ama elimin ayasıyla dokunmayı iyi bilirim.

Zengİnler destek olmadI

* Projede en çok kimlerden yardım topladınız?

Şu ana kadar açılan iki okulu da halk yaptırdı. 1 TL bağış yapan da var, 25 bin TL de… Biz seçtiğimiz illerin zenginlerinin çok destek olacağını zannediyorduk. Hiç öyle olmadı. Üstelik haber gönderdim, araya aracı soktum, bizzat görüşme talep ettim. Bir tek Trabzon’daki anaokulunun yapımını tek başına Eyüp Sabri Tuncer kolonyalarının sahibi Engin Tuncer üstlendi, bir de Duruca’nın servisini Aras Kargo aldı. Sağolsunlar.

* Bu ilgisizliği neye bağlıyorsun?

Anladım ki bağış toplamak için ya canlı yayına çıkacaksın, ya da kermes düzenleyip sosyeteyi davet edeceksin. İsimleri televizyonda yayınlanacak veya resimleri Alem’de, Hello’da çıkacak. Böyle bir şey varmış meğer. Beş yıldızlı otelde bu proje anlatılmıyor ki canım. İşte burada, bu toprakta anlatılıyor. Sessiz sedasız 25 bin TL yatıran bir kişi oldu. Şok oldum. Bizzat arayıp, teşekkür ettim. Gerçi mecbur kalırsam kermes de yaparım, konser de veririm.

* 1 TL bağış yapan çok oldu mu?

Oldu. Bir simitçi televizyonda izlemiş beni. “1 TL bağış yapan da bizim kahramanımız” dediğimi duymuş, utanarak bankaya gitmiş, sırası geldiğinde 1 TL’ sini yatırıp bağış makbuzunu almış. 1 TL, 5 TL deyip geçmeyin. Beyaz’ın programında 30 bin SMS aldık.

30 bin 5 TL, etti 150 bin TL. Yani bir okulun parası çıktı o programda. Bu projeye katkıda bulunmak için zenginlik şart değil, kalp sahibi olmak yeterli.

ALTI DEĞİL 66 OKUL İSTİYORUM

* Daha yapmak istediğin neler var?

Altı anaokulu bana başta çok cazip geliyordu şimdi az geliyor. Altı değil 66 olsun istiyorum. Bunu yapacak enerjim var ve ihtiyaç var. İşin en zor kısmını hallettik. Sistemi biliyoruz. Ekibimiz var. Ben artık kafamda burayı bitirdim, Trabzon Deregözü’nü düşünmeye başladım. Deregözü’nün açılması 1.5 ay. Müthiş hızlı ilerliyoruz.

* İlerisi için hayal ettiğin bir kare?

15 sene sonra Atlas liseli genç bir delikanlı olmuş. Göğsüne aslanlar gibi “Çocuklar Gülsün Diye…” rozeti takmış, kampanya için çalışıyor, okul açılışı yapıyor. “Annem altı okul diye yola çıkmış ama biz bugün 1000’inciyi açıyoruz” diyor. Ben de şık şık giyinmiş, bir köşeden konuşmasını dinliyorum.

1. Söyleşiye başlıyoruz. Ardımızda uçsuz bucaksız Mezopotamya toprağı….

2. Masal saati.

3. Ve okul açılıyor. Mardin Valisi Hasan Duruer, Gülben Ergen, Elvan Oktar, Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürü Remzi İnanlı. Remzi Bey de bu işe baş koymuş.

4. Çocuklar bize çay yaptı!

5. Çok değil 8 ay önce bu çocukların okudukları anaokulunun tuvaletinden fare çıkıyordu. Şu sınıfın güzelliğine bakar mısınız?

6. Minik Dila sınıfının öğrencileri. İstanbul’da gerçekleşen sel felaketinde henüz 2.5 yaşındayken hayatını kaybeden Dila’nın annesi ve babası projenin en büyük destekçilerinden…

7. Yöre halkının sevinci görülmeye değerdi.

8. Mardin’in Menengiç kahvesi meşhur. Ama Gülben için varsa yoksa Türk kahvesi…

9. Hiç büyüyemeyen çocuklar da bu anaokulunda yaşıyor. İşte 8 yaşında hayatını kaybeden Ahlam’ın oyun parkı ve okuldan çok parka ilgi gösteren çocuklar…

Kampanyaya destek olmak için http://www.cocuklargulsundiye.com’u tıklamanız yeterli.

Read Full Post »

Gülben Ergen, Feride Edige ve Elvan Oktar ile çıktığı Çocuklar Gülsün Diye yolculuğuna devam ediyor. Ünlü sanatçı, kampanya kapsamında ikinci anaokulunun açılışını Mardin-Nusaybin’deki Duruca Köyü’nde yaptı. Biz de Ergen’le Mardin’de buluştuk, hem kampanyanın gidişatını hem de evde kendisini bekleyen dört erkeğe bu tekmpoda nasıl yetişebildiğini sorduk.

Çocuklar Gülsün Diye Projesi’nden başlayalım… Bir dernek kurmaya, anaokulları yapmaya nasıl karar verdiniz?

– Biz Hürriyet’le birlikte girdik bu işe aslında… ıkizlerim Ares ve Güney’in ilk fotoğraflarını birçok yayın grubu istiyordu ama Hürriyet profesyonel davrandı, dünya starlarının yaptığı gibi bu fotoğrafları satın aldı. O alışverişle de derneğin temelleri atıldı.

Önce reklam olarak algılandı bu hareket tabii…

– Kim nasıl istiyorsa öyle algılasın… Sonuca bakın siz. Tokat’tan sonra Mardin-Nusaybin’in Duruca Beldesi’nde bir anaokulu daha açtık. Zaten ne derlerse desinler, hiçbir olumsuz eleştiri yolumuzu kesemez. Bizim yolumuz ve hedefimiz belli; bu anaokulları açılacak. Fazlası olur ama azı olmaz.

Amacınız ne?

– Çocuklara hayatı öğreten şey önce anne-baba, sonra okul öncesi eğitimdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği verilere göre, 0-6 yaş arasında öğrendikleriniz, karakteristik gelişiminizin yüzde 70’ini oluşturuyor. Yani okul öncesi eğitim, sağlıklı bireyler için büyük önem arz ediyor.

BU İŞTE “BEN” YOK, “BİZ” VAR

Sabahki konuşmanızda, pek çok yerde insanların çocuklarını anaokuluna bırakmak istemediğini söylediniz. Neden?

– Sebep anaokulu değil, anaokulu denen yerlerin nasıl olduğu… Önceki gezilerimizde öyle kötü anaokulları gördüm ki… Kazan daireleri gibi yerler… Oysa iyi anaokulu yaparsanız, oraya evlatlarını göndermeyecek anne-baba olmaz.

Öğretmenler nasıl atanıyor bu okullara?

– Milli Eğitim Bakanlığı, bizim de bilgimiz dahilinde öğretmen atamaları yapıyor.

Konser veriyorsunuz, albüm çıkarıyorsunuz, üç oğlunuz ve eşiniz evde sizi bekliyor. Neden Çocuklar Gülsün Diye?

– Şan şöhret, para, aile tamam da bunları çıkarırsan geriye ne kalıyor? Ben manevi haz aldığım, çok mutlu olduğum için Feride Edige ve Elvan Oktar ile bu yola baş koydum.

Sizi sevmeyenlerin de olacağını düşünüp, projeye zarar vermemek adına “ıyisi bu projenin yüzü ben olmayayım” dediniz mi hiç?

– Bu projenin özet sözü, ben yok biz var! SMS atandan binlerce lira bağış yapana kadar herkes bizim kahramanımız. Beni sevmeyenler de projemize destek olabilmeli. Çünkü anaokullarının yapımı 24 saat canlı olarak web sitemizden izlenebiliyor, 1 TL bile olsa her bağışçığının adı okullardaki kahramanlarımız listesine yazılıyor. Yok bize destek olmayacaklarsa, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı’na, TOÇEV’e, AÇEV’e, Baba Beni Okula Gönder’e destek olsunlar.

AİLEMİ İHMAL ETMİYORUM

Tokat ve Mardin’in ardından Trabzon’a geliyor sıra… Ya sonra?

– Trabzon’u en geç ağustos başında açacağız. Ondan sonra da Erzurum, Hatay ve Sinop var.

Kaç çocuk okutuyorsunuz şimdi?

– Biyolojik olarak üç çocuğum var ama kalben binlerce çocuğa sahibim.

İlk konuşmanızda ailenizin bir ay sizi vazgeçirmeye çalıştığını söylediniz. şimdi durum nedir?

– Çalıştılar tabi, ama ben yine de yaptım. Ve yaptığım şeyden dolayı çok mutluyum.

Ailenizi ihmal ediyor olmayasınız…

– Hayır, öyle bir şey olmaz tabii…

Son günlerde alyans takmadığınızı fark ettim.

– Merak etmeyin, bir sorun yok. Mustafa, kılıç çalışmalarında onu zorladığı için çıkardı. O takmıyor diye ben de takmıyorum artık. Zaten erkekler yüzüğü aksesuvar olarak görüyor. Mustafa saat bile takmayan biri, o yüzden bir şey demiyorum.

MANKEN OLMAK DEĞİL OKUMAK İSTİYORLAR

Bilge Köyü’nde tanıştığınız, anne-babalarını kaybetmiş dört genç kız sizi görmek için Diyarbakır’dan kalkıp geldi. Sizinle ıstanbul’a gelmek istiyorlarmış. Ne yapacaksınız?

– Onlarla açılış öncesinde konuştuk. ıstanbul’a gelmekle sorunlarının çözülmeyeceğini ve kendilerini masallar diyarında bulmayacaklarını anlattım. Ama anladım ki Mardin onlara yetmiyor, akıllandıkça ve büyüdükçe akılları, istekleri buralara sığmaz oluyor. Görüşmeye devam edeceğiz ve ne yapabileceğimize bakacağız.

Bilge Köyü’nde size en çok ne sordular?

– Katliam sonrası arkadaşlarından birçoğunu Darüşşafaka’ya götürmüşler. Onlar da “Gülben abla senin evin Darüşşafaka’ya yakın değil mi” diye soruyor. Onlar da orada okumak istiyorlar, onlara çok özeniyorlar belli ki. Dersleri iyi olursa yardım etmeye çalışacağız. Hedefleri manken olmak değil okumak.

PROJEYE DESTEK OLMAK İÇİN

www. cocuklargulsundiye. org
Garanti Bankası şube Kodu: 395
Hesap No: TR970006200039500006211111
Turkcell SMS No: 1234
Vodafone SMS No: 2345

Read Full Post »

Read Full Post »

Read Full Post »

Older Posts »