Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mayıs 2012

“Çocuklar Gülsün Diye” Neler Yaparım?

Her şeyi yaparım

Çocuklar hep gülsün, gülüyorsa mutlu, mutlu ise hayal ediyor, hayal ediyorsa öğreniyor, öğreniyorsa cesur, cesursa merak ediyor, merak ediyorsa paylaşıyor, paylaşıyorsa seviyor, seviyorsa gülüyor…

“şimdi çocuk olmak vardı

bir köy okulunun bahçesinde…

çiçek çiçek açmak…

ayakları titreyerek, yüreği coşku dolu

çocuk bayramına şiirler okumak vardı…

 

şimdi çocuk olmak vardı

mavi gökyüzüne bakmak

uçurtmalar uçurmak, balonlar

bırakmak vardı gökyüzüne

bahar bahar açmak vardı…

 

şimdi çocuk olmak vardı

yüreğini avucuna alıp, haykırmak vardı

savaşları bitirip, barışı çocuk

dilinden söylemek vardı…” *

Çocuklar hep gülsün…

Hayran kaldığım bir proje “Çocuklar Gülsün Diye”, bir kere ismi muhteşem. Bir işi yaparken ismin gücüne inanırım,  tanıdığım insanların isminin, kişiliğinin özlerinden duygular taşıdığına inanırım.

Sevgili Gülben Ergen ve Elvan Oktar’ı daha yakından tanıyınca, projeye daha çok inandım.  Oyuncak müzesinde oluşan grubumuz ile küçücük bir destek verdik, bir okulun oyuncaklarını tamamlamaya çalıştık. Uzaklarda bir yerde (Zonguldak) çocuklar oyun oynarken katkımız olduğunu bilmek bizleri çok mutlu etti. Küçücük katkılar cesur projelerle toplanınca neler oluyor görüyoruz (10 anaokul oldu).

Okullar bulundukları bölgede pek çok çocuğun hayal dünyasını zenginleştirecek, başka çocuklarla bir araya getirecek. Tam zamanında oyun ile öğrenmeyi yaşayacaklar.

Bebeğin doğumundan itibaren başlayan gelişim (bedensel, algısal, bilişsel, duygusal, psikolojik, sosyal), hayatı süresince devam eder. Yaşamın ilk 6 yılı (0-6 yaş) gelişimin temel taşlarını yerine koyuyor, temel bilgi ve becerileri kazandırıyor. Kişiliğin oluşumu yönünden de önem taşıyan bu ilk 6 yılda, çocuk için gelişime açık bir çevre sunan, sevgi gösteren, farklılıkları gören, saygı gösteren ve sağlıklı gelişimi sağlayan anne-baba ile birlikte gelişim fırsatını sunan ana okulu gereklidir.

*  Sevginaz İnal

Aile çocuğun fiziksel / bedensel gelişimi kadar, duygusal ve davranış gelişiminden de sorumlu.

Çocuklarının ne kadar ne yediğini titizlik ile takip edip, elinde tabak,  koşup terleyip ya üşütürse diyerek elinde havlu ile çocuğunun peşinde olan anne, çocuğun duygusal ve davranışsal gelişimini nasıl etkilediğini farkına varmalı. Aile olarak en önemli sorumluluk; öncelikle evde, ailenin içinde çocukları yaşama hazırlamaktır.

Yaşama hazırlamanın ilk adımı ana okulunda atılmaktadır.

Birey olarak gelişimlerinin önünü açıp, 3-6 yaş döneminde çocuklarımızın duygu ve davranışlarını en çok etkileyen temel güçlerini kazanmalarını sağlamak için çocuklarımızı mutlaka ana okuluna, yani oyun okuluna göndermeliyiz.

Ana okulu çocuğun algılama gücünü kullanmasına, yorum yapmasına, hissettiklerini ailesi ile paylaşmasına, istek ve arzularını söylemesine ve savunmasına, hayal etmesine ve hayallerini paylaşmasına fırsat verir, yaratıcılığını kullandırır, sezgilerini deneyimleyeceği ortamı sağlar.

0-2 yaş arasında annenin sürekli bakımına gereksinim duyan bebek, 3.yaş ile birlikte sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacını duymaya başlıyor. 2 – 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için keşfederek öğrendikleri en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, paylaşmak, bir arada olmak, birlikte hareket edebilmek ve oyun oynamak istiyorlar.

Çocuk için yaşıtlarıyla bir arada olmak, yaşayarak öğrenmeyi sağlar.

Çocuk olmak demek,  oyun oynamak demek, oyun oynarken öğrenir çocuk, oynarken hayal eder. Çocuğun en önemli öğrenme araçları oyuncaklarıdır. Oyun, çocuk için ciddi bir iştir. Çocuk oynadıkça becerileri artar, yetenekleri gelişir. Çevresini, bilinmeyenleri tanır, kendisi için anlaşılır duruma getirir.

Oyuncaklar çocuk gelişiminde büyük bir yer tutarlar, oyuncakları ile arkadaşlık duygularını güçlendirirler, paylaşmayı, fikir yürütmeyi öğrenirler.

Oyun çocuğun aktif ve sosyal öğrenme içinde olduğu bir etkinliktir. Çocuğun öğrenme yeteneğini de geliştirir. Çocuğun 5 duyusunu da kullanacağı öğrenme şekli en etkin öğrenmedir. Çocuk duyarak, görerek, dokunarak, paylaşarak, yaşayarak, anlatarak öğrendiğinde gelişimi devam eder.

Her yaşta ve her derste oyun olmalıdır. Ayrıca çocuğun sevdiği, gelişimine katkı sağlayan oyunları okul dışında da sürdürmesine destek verilmelidir. En çok sevilen öğretmenler öğretim biçimine oyun, hareket, drama katabilen ve öğrencinin paylaşımına izin veren öğretmenlerdir. Böylece en ağır ve zor konuyu bile kolaylıkla öğrencinin öğrenmesini sağlarlar.

Çocukların gelişiminin daha sağlıklı olması için anaokulu eğitimi gereklidir. Okul öncesi dönem, çocuğun gelecekte nasıl bir yetişkin olacağının belirlendiği, özbenliğin geliştiği, temel inanç ve değerlerin oluştuğu, öğrenme hızının en üst düzeyde olduğu, yaratıcılığın geliştiği önemli bir dönemdir.

Daha güzel bir dünya için çocuklar gülsün diye hepimize çok görev düşüyor, kulak verin çocuklara ve katılın…

    Sağ elimde beş parmak

    Sol elimde beş parmak

    Say bak, say bak, say bak

    Hepsi eder on parmak

    Sen de istersen say bak

    Say bak, say bak, say bak…

Yasemin Sungur

Gelişim Enstitüsü Kurucusu-Eğitmeni

www.yaseminsungur.com

Read Full Post »

Öncelikle sevgili Gülben’i , araştırmacı Elvan Oktar’ı ve Çocuklar Gülsün Diye Derneği’nin tüm destekçilerini tebrik etmek isterim…

Anneler Günü sebebi ile de anne olma şansını ve zevkini tatmış tüm annelerimize ” günümüz kutlu olsun, keyfini ve gururunu yaşayalım ”
diyorum…

Çocuklar gülsün diye önce annelerin gülmesi gerektiğine inananlardanım. Bunu anne olduktan sonra çok daha iyi anladım. Kızlarımın enerjilerinin ve davranışlarının benim enerjim, ruh halim, kullandığım kelimeler, olaylara verdiğim tepkiler ve ifade şeklimle ne kadar paralel olduğunu yaşayarak gözlemledim. O yüzdendir ki, çocukların mutlu, huzurlu, keyifli, kendilerini güvende hisseden ve kendilerine güvenen bireyler olabilmeleri için onlara ayna olabilecek gülümseyen annelerinin olması gerekir. Önce annenin kendisi ile ilgili farkındalığının yüksek olması gerekir ki daha sonra da çocuğu ile ilgili ihtiyaçlarını farkedip, bu ihtiyaçları desteklemek için elinden geleni yapabilsin. Bu ihtiyaçlardan tabii ki en önemlisi annenin çocuğuna verdiği sevgidir.

Bakım ve güvenden sonra da en önemlisi çocuğunun fiziksel, ruhsal, sosyal ve zeka gelişimini sağlamak için destek olmalıdır. Tüm bu gelişimleri sağlama konusunda en etkili çözüm erken çocukluk döneminde yani 1,5-6 yaş arasında anaokulu eğitimi almasıdır. Çocuk kopyalayarak, taklit ederek öğrenir. Evde anne-babasının davranışlarını gözlemlemenin dışında,
anaokulunda yaşıtlarından, öğretmenlerinden ve okuldaki farklı materyal ve aktivitelerden öğreneceği ve uygulayabileceği çok şey vardır. Üstelik bu eğitimi alırken de kendi boyutunda masa, iskemle, dolap, tuvalet ve rengarenk, çeşit çeşit oyuncaklarla da sürekli oyun oynamaktadır, yani oynarken öğrenmektedir. Hatta evde imkanı olamayacak hayvan ve bitkilerle de temas halindedir. Bununla birlikte, anne çocuğu için sevgi, şevkat, bakım ve öğretileri verirken bonkör olmalı ama bencil olmamalıdır. Ne demektir bencil olmamak ? Bencil olmamak, kendi önyargılarını, endişelerini, hayal kırıklıklarını çocuğuna hissettirmemektir. Örneğin , güven sorunu olan bir anne çocuğuna karşı fazla korumacı olabilir. Halbuki çocuğuna deneyimlemek için imkan vermesi çocuğun gelişimi ve özgüveninin oluşumu için çok önemlidir.

Çoğu zaman anaokullarımızda şunu gözlemliyoruz : Anne ” ya çocuğum alışamazsa? ” diye sorduğunda aslında verdiği mesaj ” ya ben çocuğumun benden ayrılması fikrini kabullenemezsem? ” olmaktadır. Bugüne kadar anaokuluna alışamayan çocuk yoktur, alışmaya hazır olmayan anne vardır. Endişelerini bakışlarından ve beden dilinden o kadar net çocuğuna aktarır ki ” annem bu okula güvenmezse ben neden güveneyim ki? ” sonucunu çocuk ağlayarak tepki olarak verir.

Kimi zaman da anne üstünde bir baskı vardır. ” Bu kadar küçük çocuğu okula göndermekle kötü ve bencil bir anne mi oluyorum acaba, etrafımdakiler ne der? ” ya da anneanne / babaanne baskısı ” Bu kadar küçük çocuk gönderilir mi okula? Günah, olmaz, ben bakarım…”

Aslında çocuğun okula gönderilmeyerek tüm gün boyunca evde anne / bakıcı / anneanne / babaanne desteği ile bakımının yapılması onun fiziksel, ruhsal, sosyal ve zeka gelişiminin daha yavaş olacağı demektir.

Lütfen, çocuklarımızı düşünüyor,inanıyor ve onlara güveniyorsanız, onları anaokuluna erken yaşta gönderin… ” 7 çok geç ” artık yetersiz, ” 3 çok geç ” …

Sevgilerimle,

Neşe Erberk.

Read Full Post »